Kırlangıçlar, ahır damları, dut ağaçları, incir ağaçları.İbriklerle kaya oyuklarına kırlangıçların suyunu döken yaşlı kadınlar.Kırlangıçlar, yüksek serin yaylalar, her dem yeşil ormanlar.Avluları geniş, eğri kemerleriyle hanlar, kervansaraylar.Dereler, göller, pınarlar ve derin kuyular.Ve nehir, sabah ve akşam vakti güneşin sarı ışıklarına boğulan Dicle nehri.Ve sularına batıp çıkan kırlangıçlar.
Kırlangıçlar ve sesleri: viç viç viç viç.İnsana bir mucizeyi hatırlatan sesler.Zamanın perdesiyle,Külün ve tozun perdesiyle kaybolmuş şehirler.İçinde ne bitki, ne de hayat var.Ve o, onun sesi, kaybolmuş şehirlerinüzerine yükselen höyüklerin tepesinde.Ve onların viç viçleri.Yanmış, yıkılmış bir kale, duvarının yarıklarındaArtık yılanların, çıyanların, akreplerin dolaştığı, baykuşların öttüğü.Yıkılmış bir evin avlusundaOtlar boy atmış.Avludaki kurumuş kuyunun taşları arasındaRengârenk çiçekler açmış.Ve o, onun sesi, ötüşü onun.
Bir ana ve bir çocuk.Kılıç sesleriyle kesilmiş bütün seslerin ardındanOnların sesi, meydana gelmez mucize.Anne ve çocuk, birbirini kucaklamış, üst üste.Samanlık. Saman ve ot kokusu. Kan kokusu.Önce ses, inilti, ah çekiş,Sonra gözler, bakış.Kaşlar, kirpikler. Gözbebekleri. Kan içinde.Yara, kan, acı.Annenin eli çocuğun yüzünde. Kan, sadece kan.El kanı temizliyor. Ancak yine kan.Ancak seste, çocuğun ağlaması, erkek çocuğun iniltisi.Hayat, her şeyden sonra yine hayat.Kılıç darbesi, ölüm, kan ve hayata dönüş.
Kana rağmen, göz açılıyor. Bir kez, iki kez.Kara bir perde ancak bir tutam ışıkKaranlığın içinden.Karanlık, aydınlık. Aydınlık, karanlık,Suyun dalgaları üstünde sallanan bir kelek misali,Bir karanlığa doğru, bir aydınlığa.Kucak, annenin sıcak kucağı, yumuşak, derin.Islak kucak, kan sızıyor,Nefes, koku, bir annenin sıcaklığı.Hareket, önce eller, sonra kollar, omuzlar, ayaklar, bütün beden.Yavaşça, usulca.Hareket, bir kez, iki kez…Samanlık, saman, ahır, yoğun bir sessizlik.Ne koyun sesi, ne insan.Hareket, yerde, samanın üstünde.Aydınlığa doğru, açık duran kapıya.
Kapının önünde, yerde, sırtüstü.Anne ve çocuk, birbirini kucaklamış,Kanın içinde.Aydınlık, güneşin sıcak ışıkları.Koku. Toprağın kokusu, otların, çiçeklerin, reyhanın.Ağaçlar, çalılar. Hafif bir yel,Etrafta, ağaçların dalları ve yaprakları arasında,Yarılmış, kesilmiş yüzün üstünde.Kızıl ışıklar, kandan kıpkırmızı yüzün üstünde.Gökyüzü. Masmavi. Üstünde beyaz yumaklar, yün yumakları gibiYeni bir gün, yeni bir aydınlık, yeni bir soluk.Ancak ne bir ses, ne bir nefes, ne de bir seda.Ne çoluk çocuk, ne kadın erkek, ne de yaşlılar.Ne tavuk horoz, ne koyun kuzu.
Tam o zaman. Bir başına, ağaçların üstünden,Köyün çeşmesine doğru, suya doğru.Yabancı, göçmen, misafir,Küçük, nazlı, narin.Siyah beyaz. Kuyruğu çatal.Ancak o, onun sesi. Viç viç viçKırlangıç. Mucize.O an kırlangıcın sesi, hayatın sesi…
Mehmed UzunKonu Etiketleri: Kırlangıçlar Mehmed Uzun,Kırlangıçlar Şiiri Mehmed Uzun,Mehmed Uzun Kırlangıçlar ,Mehmed Uzun Kırlangıçlar Şiiri,Mehmed Uzun Kırlangıçlar Şiir sözleri,Mehmed Uzun Kırlangıç Şiir Sözleri,Mehmed UZUN Şiirleri,Mehmed UZUN Şiir Sözleri,Mehmed UZUN Kimdir,Mehmed UZUN Hayatı,Mehmed UZUN
İlk yorumu sen yap ve sohbeti başlat.